• Kuzu Besleme

Normal şartlar altında doğan bir kuzunun doğumu izleyen ilk yarım saat ile birinci saat içinde kalkıp anasını emebilmesi gerekir. Doğumu yaklaşan koyunların temiz ve ılık doğum bölmelerine alınması gerekir. Aksi halde ıslak ve soğuk koşullarda doğan kuzular, anası tarafından yalanarak kısa sürede kurutulamazlar ve soğuk şokundan ölebilirler.(kendimiz kurulamaya yardımcı oluyorsak iyi su çeken bezler kullanmalıyız.)

Doğumu takip eden ilk üç gün ağız sütü devam eder.bundan sonra normal süte dönüşür. İlk üç gün kuzu sadece anasını emmelidir.Bu dönemde kuzuya ağız sütünden başka bir şey verilmesi kuzu için sakıncalıdır.

Kuzuların sindirim sistemi ilk 15 gün içerisinde nişasta ve şekerli maddeleri sindirmeye yeterli enzimlere sahip olmadığından ana sütü dışındaki yem maddelerinin verilmesi veya zorla içirilmesi zararlı olabilir. Ancak ikinci hafta sonuna kadarki bu dönemde kuzuların hiç katı yem yemeyeceği anlamıda yoktur. Eğer kaliteli kuru ot ve kuzu başlangıç yemi kuzuların yakınında bir yerlerde bulundurulursa iç güdüsel olarak bir miktar yiyeceklerdir. ( ilk hafta sonu veya ikinci hafta başında yemeye başlarlar.)Nitekim katı yem maddeleri verilmeyen kuzularda rumen gelişiminin çok yavaş olduğu gözlenmiştir. Kuzuların az miktarda yedikleri kuru ot parçaları ve özellikle bu otların yaprak kısımları rumen fermantasyonu ve uçucu yağ asitlerinin oluşumunu başlatmaktadır

Rumen papillalarının gelişmeside kaba yemlerin erken yenilmesine bağlı olarak paralellik göstermektedir.
Kuzuların ilk haftadan itibaren kuzu başlangıç yemi ve kaliteli kuru ot ile yakın ilişkide tutulmaları ve anaların kuzulardan ayrılıp 8 saat kadar bir süre meraya gönderilmeleri kuzuların acıkarak yeme ilgi göstermelerini sağlar. Analarda kısmen meradan beslendikleri zaman işletmede besleme gideri azalır.

Türkiyenin değişik yerlerinde kuzular genellikle 3 aylık olana kadar emzirilmekte ve bu yöntem önemli süt kaybına neden olmaktadır. Bu nedenle kuzuların erken sütten kesilmesi işlemine başvurmak yararlı ve ekonomik sonuçlar yaratacaktır.

Yararları:

  1. Koyunları daha erken dönemde tohumlamaya hazırlamak,
  2. Birden fazla yavrusu olan koyunların yavrusunu besleyememe sakıncasını hafifletmek,
  3. Kuzuların analardan gelecek parazit invazyonlarına yakalanma riskini en az düzeyde tutmaya yardımcı olmak.

Kuzuların sütten kesilmesinde yaştan ziyade kuzunun canlı ağırlığının etkin olduğu ve başlangıçta bol süt emerek beslenen kuzuların 3-4 hafta sonra sütten kesilme dönemine gelebileceği batıdaki uygulamalar arasındadır. Türkiye yerli ırklarında ise 3-4 haftalık bir emzirme süresinin gerekli olacağı kanısı vardır. Sütten kesilmede aranılan canlı ağırlık 12-15 kg. arasındadır. Ve bu ağırlığa ulaşan kuzular katı yemede yeterince alışmışlardır. Bu düzeye ulaşmada ilk haftadan itibaren kuru ot ve kuzu başlangıç yemi verilmesi esastır.

Kuzu başlangıç ve büyütme yemlerine büyütme faktörü antibiyotiklerin katılması faydalıdır.
Kuzuların sütten kesilene kadar ki dönemde yiyecekleri kuzu başlangıç yemlerini; %17 HP, 2500 ME olmalıdır.
Kuzuların büyüme durumuna bağlı olarak 3 hafta sonuna doğru veya 4 hafta içerisinde 8 saatlik anadan ayrı kalmadan sonra kuzu emmeye bırakılmadan önce anaların sağılması süt üretimi yönünden yerinde bir uygulamadır. Çünkü sağımdan sonra arta kalan sütü kuzular emerek alabilmekte ve yem yemeyede başladıkları için anadan emdikleri süt yeterli olmaktadır.

Koyunun sütü laktasyonun 3. ve 4. haftasında en yüksek düzeye çıktığı için kuzuların 2. haftanın sonundan itibaren koyun artığı süt ile beslenmeye başlanması koyun sütünün kıymetli olduğu yerlerde karlı sonuçlar verebilmektedir.Hatta kimi yerlerde 3 günlük ağız sütü beslemesini takiben kuzular sağım artığı süt ile beslenmektedir.

Yeterli canlı ağırlığa ( 12-15 kg.) ve yeterli yem tüketimine ( 300 gr.)ulaşan kuzular 5. ve 6. haftaya geldiklerinde analarından tamamen ayrılarak süt emilmesine son verilebilir. Bu duruma ulaşamayan kuzuların bir miktar daha sağım artığı süt ile beslenmesi önerilir.

İdrarın yapısında bulunan çeşitli organik ve inorganik bazı maddelerin bazı şartlar altında idrar yollarında çökerek meydana getirdikleri taş benzeri cisimlere 'İdrar Taşı' (Urolith ) bu cisimlerin idrar yollarını tıkaması sonu ortaya çıkan hastalık tablosunada 'Urolithiasis' adı verilir.

Taşların Kompozisyonu:

İdrar taşları çeşitli organik maddelerden oluşmuş bir matrix ve bu matrix içine yerleşmiş olan çeşitli inorganik maddelerden oluşmuştur. Kimyasal ve fiziksel yapıları, büyüklükleri ve şekilleri farklıdır. Bu taşlar içinde bulunan başlıca inorganik bileşikler kalsiyum karbonat, kalsiyum fosfat, silikat, okzalat ve üratlardır.

Devamlı olarak mera şartlarında beslenene koyun ve keçilerde rastlanan idrar taşları çoğunlukla kalsiyum karbonat + amonyum karbonat ve magnezyum karbonat ihtiva etmektedir. Merada hakim olan otlar buğdaygiller familyasından ise silikat taşları daha çok görülür.

Östrojenik etkili tırfıl türünden bitkilerin bulunduğu meralarda otlayan koyunlarda, benzocoumarin-isoflavon-indigötin ihtiva eden yumuşak kıvamda sarımtırak renkteki taşlar daha çok görülür. Ahırda beslenen kuzularda en çok rastlanan idrar taşı magnezyum-amonyum fosfattır.

Hazırlayıcı Ve Yapıcı Sebepler:

Taş oluşumu her yaşta ve her cins hayvanda rastlanan bir olgudur. Taşın idrar yolunu tıkaması olayına dişlerde ve kastre edilmemiş hayvanlarda daha az rastlanır .En büyük problem kastre edilmiş hayvanlardadır. Okzalatlar, östrojenler ve silisyum bakımından zengin yemlerle ( veya mera otları ) beslenen koyun ve keçilerde idrar taşları daha fazla oluşur. Bu oluşum için bazı ön şartlar gerekir.

a) Taşın oluşumu bir çekirdek (nidus) ile başlar. Hücre döküntüleri, nekrotik dokular, ve kristal maddeler çekirdek oluşumunda rolü olan maddelerdir..İdrar yollarındaki herhangibir yangısal olay, A vitamini noksanlığı ve ostrojenler bu çeşit maddelerin artışına neden olur.

b) İdrar taşlarının ortaya çıkabilmesi için ,idrar içinde eriyik halde veya kolloidal halde bulunan çeşitli inorganik ve organik maddelerin çökerek çekirdek etrafında kümelenmesi gerekir. Eriyik veya koloidal yapının bozularak maddelerin çökmesine neden olan başlıca faktörler şunlardır:

  1. İdrarın yoğunluğunun artması ( örneğin idrarda kalsiyum, fosfor ve silikat miktarlarının artması, dehidrasyon veya az su içme sebebiyle kanın koyulaşması ve dolayısı ile idrarın koyulaşması)
  2. Kolloidlerin miktarının artması ve niteliklerinin değişmesi(nephrose,yangılar)
  3. İdrardaki kolloidlerin stabilitesini belirleyen en önemli faktör PH dır.PH nın değişmesine neden olan herhangibir faktör koloidal dengeyi bozar.
  4. PH faktörü ile beraber rasyonun ve içme sularının mineral yapısıda taş oluşumunu etkileyebilir. Örneğin; amonyum klorür idrarın PH sını asit sahaya indirerek taş oluşumunu azaltır. Sitratlar kalsiyumu soluble halde tutmaya yardımcı olur. Sodyum klorür silikatların çökmesini önleyebilir.Mineral oranı çok yüksek artezyen suları, kireçli sular, çorak içme suları taş oluşumunu kolaylaştırabilir.

c) Beslenme Şekli: Hayvana bol kesif yem verilmesine karşılık kaba yemlerin çok az verilmesi, hiç kaba yemlerin kullanılmaması ,yemleme aralıklarının uzun olması idrar taşı oluşumunu kolaylaştırabilir. Hayvana bol kesif yem verildiğinde idrardaki mukoprotein oranı çok yüksek olur.PH nın en ufak bir değişikliğinde mukoproteinler çökelti haline gelerek döküntülerin ve mineral kristallerin taş halinde bir araya toplanmasını sağlayan harç görevi görürler. Bu nedenledir ki İdrar taşı olayları ahır besisindeki hayvanlarda daha fazla görülür. Günlük kesif yem miktarı kuzunun canlı ağırlığının % 1,5 ini geçtiği zaman idrarda sediment oluşumu başlayabilir.Vücut ağırlığının % 2,5 u kadar kesif yem yedirilen kuzularda 2 ay içerisinde idrar taşı şekillendiği deneylerle kanıtlanmıştır.Östrojenlerde mukoprotein salgısını arttırırlar.

d) Rasyonun Kompozisyonu: Rasyonda konsantre yem oranının çok yüksek olması ve selüloz oranının çok düşük olması, Rasyonda enerji/protein dengesinin kurulamaması(protein veya nonprotein bakımından zengin, fakat enerji oranı düşük olan rasyonlar) Koyunlarda fosfatlar bakımından çok zengin yemlerin yedirilmesi
Silikatlar bakımından zengin yemler(yulaf samanı, buğday samanı, buğdaygiller familyasından ot ve sazlar)
Yemlerde okzalatların çok fazla olması(pancar yaprağı,pancar posası)
Ostrojenik etkili mera otları ve yem bitkileri gibi bazı yem maddelerinin çok yüksek miktarlarda ve uzun süre yedirilmeleri hallerinde idrar taşlarının sıkça görüldüğü bilinmektedir.
A vitamini noksanlığı , D vitamini fazlalığı dolaylı şekilde taş oluşumunu kolaylaştırabilir.

e) İdrar yollarının daralmasına ve idrarın duraksamasına sebep olan faktörler: erkek hayvanların kastre edilmesi(özellikle erken yaşta)
İdrar yollarında ve böbreklerdeki yangılar

f) İdrar miktarının azalması:
Tuz noksanlığı, az su içirme, günde bir defa sulanan hayvanların soğuk havalarda yeteri kadar su içememeleri

g) Diğer hazırlayıcı faktörler:
Hızlı büyüme, besi kondüsyonu.

Epidemiyoloji:
Yukarıda belirtilen hazırlayıcı faktörlerden birinin veya birkaçının etkisi ile hayvanlarda idrar taşı oluşur. Dişi hayvanlarda urethra kısa olduğu için tıkanma söz konusu olmaz.Erkeklerde urethranın uzun olası S şeklinde kıvrım yapması tıkanmayı kolaylaştırır. Kastre edilmemiş hayvanlarda urethra kanalı daha geniş olduğu ve sık sık ejakulasyon meydana gelmesi sebebi ile tıkanma kastre edilenlere göre daha az görülür.Kastrasyon tıkanmayı kolaylaştırır.

  1. Kuzuların seksüel olgunluğa ulaşmadan erken yaşta besiye alınmaları
  2. Mera besisinden birdenbire ahır besisine geçiş
  3. Tek yönlü besi yemleri ile besleme
  4. Östrojenik etkili yem maddeleri
  5. Östrojenik etkili anabolizanlar(diethyl stilbestrol,zeranol)
  6. Kesif yem fazlalığı, kaba yem azlığı
  7. Fosfat fazlalığı
  8. Silikat fazlalığı
  9. Susuzluk
  10. Sert ve çorak içme suları
  11. Vb.nedenlerle çok sayıda idrar taşı meydana gelir.ve bu taşlar zamanla büyüyerek urethranın dar bölgelerinden geçemeyecek büyüklüklere erişirler. Sonuçta bilinmeyen bir zamanda bu taşlardan herhangi birisi idrarla sürüklenirken urethrayı tıkar.
    Besi kuzularında idrar taşı olayı besinin ikinci ayından itibaren fazlalaşır.

Patogenez:
Ureterlerden biri tıkandığında o böbrekten idrar akımı durur.Böbrek parankimi basınç altında kalarak zamanla atrofiye uğrar.
Diğer böbrek kompenzatorik olarak bu böbreğin görevini yüklenmiş olduğu için dikkati çekecek bir klinik semptom ortaya çıkmaz.
Urethra tıkandığında idrarın akışı tamamen durur.İdrar kesesinde idrar birikir.Üre ve diğer metabolik artıkların idrar yolu ile
eliminasyonu durur.üremik sendrom şekillenir. Hayvan urethra yırtılması veya üremik sendrom sonucu 3-4 gün içinde ölür.
Semptomlar:
Urethra tıkanması belirtileri ani olarak başlar.
Hayvan sancı belirtileri gösterir. Ayakları karın altına vurur,yer değiştirir,yatıp kalkar
Belini kamburlaştırarak sık sık mikturasyon pozisyonu alır. Tıkanma tam ise hiç idrar çıkmaz.Kısmi tıkanmalarda her defasında birkaç damla idrar çıkartır.
İdrar kanlı görünüşte olabilir
Prepisyum bölgesini palpe ederek tıkanmanın tam olup olmadığını anlamak mümkündür. Tam tıkanmalarda prepisyum ucundaki kıllar ıslaklığını kaybetmiş tamamen kurumuştur.
Koçlarda tıkanma en fazla flexura sigmoidea da olur. Bazen penisin uç bölümündede tıkanma olabilir.
Bu bölgeler elle palpe edildiğinde hayvanın ağrı hissettiğini fark etmek mümkündür.
İdrar kesesi yırtıldığında sancı belirtileri ve mikturasyon hareketleri kaybolur.hayvan iyice durgunlaşır.bir kaç saat içerisinde ölür.

Diyagnoz:
Klinik belirtilere göre diyagnoz kolaydır.En fazla karıştığı hastalık koçların enfeksiyöz balanophosthitis tir.Ayırt etmek için
prepisyum girişini bir pens yardımı ile aralayıp prepisyum girişinde ve mukozasında kızarıklık erozyon ve ülserleri görmek gerekir. Enfeksiyoz balanophosthitiste prepisyum genelde ıslaktır.urethranını uç bölümünün tamamen tıkanmasına neden ileri dönemlerde
bu hastalıktada mikturasyon tamamen durmuş ve prepisyum kurumuş olabilir.

Sağıtım:
Koç teke ve besi hayvanlarında urolothiasisin sağıtımının pratik bir anlamı yoktur. Hayvanın bir an önce kesime sevk edilmesi gerekir.

Koruma:
Hastalığın önlenmesi için spesifik bir yol yoktur.Hazırlayıcı faktörlerin etkilerinin azaltılması yönünde önlemler almak mümkündür.

  1. Damızlık hayvanlarda tek yönlü beslemeden kaçınılması
  2. Konsantre yemin yanında hayvanlara kaba yem verilmesi ahırda kaba yemin hayvanını önünde sürekli bulundurulması
  3. Yemleme öğünlerinin muntazam olması ve günde 1 – 2 öğün yerine öğünlerin sıklaştırılması
  4. Kaba ve konsantre yemin karıştırılması
  5. Yemlerde enerji-protein dengesine dikkat edilmesi,
  6. Rasyonda Ca/P dengesinin 1,2/1,0-1,5-2,0/1,0 arasında değişmesi
  7. Rasyonda fosfatlar,okzalatlar,silikatlar yönünden zengin olan yem maddelerinin oranının yüksek tutulmaması
  8. Östrojenik etkili yem maddelerinin verilmemesi
  9. Besi kuzularının kastre edilmemesi
  10. Su tüketimini arttırıcı önlemler alınması
  11. Rasyonda A vitaminin yeteri kadar olmasına dikkat edilmesi
  12. Rasyonda koyun başına günde 5 gr amonyum klorür ilavesi(nişadır fosfat taşlarının oluşumunu önleyebilir)
  13. Tek yönlü ve riski yüksek yem maddelerine dayalı olan kuzu besilerinde besi süresinin uzun tutulmaması.

© 2011 KULUSAN A.Ş. | Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : Kent Bilgi Ajans
Kent Bilgi Ajans